Seyda hazretleri yolda yürürken sağa sola bakmaz hangi istikamette gidecekse o yönde vakarla giderdi. Temizliğe çok büyük önem verir haftada en az iki kez vücudunu temizler, elbiselerini değiştirirdi. Yatmadan önce ve kalktıktan sonra misvak kullanmayı ihmal etmezdi. Beyaz fistan üzerine yelek ve cübbe giyer, soğuk zamanlarda üzerine bir kaput veya kürk giyer, giyerken de besmele ile sağ taraftan başlar çıkarırken de soldan çıkarmaya başlardı. Yazın en hafif elbiseleri giyer elbiselerden de en sevdiği beyaz renkli olanlarıydı.
Hastaları ziyaret eder onlara sabırlı olmalarını tavsiye eder onlara böyle musibetlerin ve hastalıkların mükafatının büyük olduğunu söyler onlara selefi salihinin menkıbelerini anlatırdı. Kibir, riya, ucub, gıybet, hased, kin, adavet, çekememezlik, nemime vs. gibi şeylerin kalbin kötü hastalıklarından biri olduğunu söyler bunların izalesi için bazı talimatlar verirdi.
Tevekkül sahibi bir kişiydi. Fakat tedbiri de elden bırakmazlardı. Her şeyin Allah’tan olacağını yakinen bilir bu konuda da bir kişinin Peygamberimize gelerek “devemi bağlayıp ta mı tevekkül edeyim yoksa bağlamadan mı tevekkül edeyim” sorusuna Peygamberimizin “deveni bağla ve ondan sonra tevekkül et” dediğini ifade ederek bu konuda Peygamberî metodu takip etmemiz gerektiğini vurgulardı.
Hiç şüphesiz ki onu yüksek makamlara eriştiren bir çok yüksek değerler vardı. İşte bunlardan birisi de Şeyhinin talimatı doğrultusunda hiçbir dünya menfati gözetmeksizin yalnız ve yalnız Allah rızası için yaptığı ilim tahsili ve halis niyetle yaptığı amelleridir. Bununla birlikte Gavs hazretleri dünya ve ahiret ölçüsünü çok iyi ayarlamış, her iki dünyaya da Kur’an ve Sünnetteki ölçüler içinde değer vermiş ve nihayetinde bu dünyadaki vazifesini yapmış geride ise salih evlatlar, kendisinden faydalanılacak ilim ve insanların menfatine olan sadaka-ı cariye nevinden üç değerli hazine bırakmıştır.
Hediyeleşmesiyle ilgili olarak, yanına ziyarete gelenlere bazen teşbih veya misvak yahut kitap hediye ederdi. Kendisine hediye edilen şeyleri de kabul eder fakat onları kendisi için tutmaz talebelere veya fakirlere dağıtırdı. İrşadda iken verilen hediyeleri kabul etmezlerdi. Kendileri iktisada riayet ederler kesinlikle bencil davranmayıp iktisatlı -tutumlu- olmayı tavsiye eder israftan kaçınmayı telkin eder, ihtiyaç anında varını yogunu ortaya koyarlardı. Rızık konusunda hiçbir zaman endişeye düşmez, kıtlık zamanlarında dahi daha bir hassasiyetle fakirlere tasaddukta bulunur, rızkın Allah’a ait olduğunu yakinen bilirlerdi. Üstad hazretleri ilimle iştiğal ettikleri için ticaretle meşkül olamazlardı, fakat “ticarette bereket vardır” derdi. Üzerinde fazla para taşımaz, ihtiyacı kadar alırdı.
Çocuklara karşı gayet şefkatli davranır onların başını okşar, gönüllerini alır onlara ihsanlarda bulunurdu. Seyda hazretleri hastalığından dolayı bazen ayaklarını uzâtırdı. Ancak o mekanda bir çocuk dahi varsa ayaklarını toparlardı ki bu halleri onun ne kadar yüksek bir ahlaka sahip olduğunu ifade etmektedir. Fakir ve zengin insanlara karşı farklı muamele yapmaz onlara aynı mesabede şefkat ve merhamet gösterirdi. Fakat fakir insanların daha fazla sıkıntı çektiğinden onların içindeki yeri daha bir başkaydı. Yine sadaka dağıtırken sadakasını fakirlere tasadduk eder, bunlar içinden de yetim olanları tercih ederdi.
Mübarek geceleri ihya etmeye özen gösterir o gecelere ait tesbih zikri yapar, salavat-ı şerife çeker ve bol bol Kur’an’ı Kerim okurdu. Ramazan-ı şerifte Kur’an’ı hatmetmek adetlerindendi. Devlet adamlarıyla siyasî bağlamda olan ilişkileri hiç olmamıştır. Kendisini ziyarete gelen devlet erkanının dua talep etmeleri halinde onlara “Ya Rabbi dine yardım ve hizmet edenin Sen yardımcısı ol” diye dua ederdi. Mektuplaşması bağlamında da irşad ve taziyeler için mektup yazdırırdı. Misafir ağırlamayı çok sever onlara ikramlarda bulunurlardı. Misafirsiz kaldığında üzülürdü.