Kuşluk namazlarını Ramazan-ı Şerifte sekiz diğer aylarda dört rekat; Teheccüd namazını her zaman on bir rekat olarak tek başına, Ramazan-ı Şerifte ise cemaatle kılardı. Evvabin namazını iki; Farz namazın sünnetlerini Ramazan haricinde ikişer ikişer Ramazanda ise dörder dörder kılardı. Ayrıca yaz aylarında sünnete ittiba için kayluleye yatarlardı. Namazlarda mutlaka misvak kullanırdı.
                       Duada serçe parmaklarını birleştirir parmak uçlarını aşağı eğik tutar ve parmaklarının uçlarını birleştirirdi. Bir sohbette anlatılır ki; Şeyh Abdulgani Şeyh Selahaddin’e sormuş “kurban Seyda duada ellerini nasıl açardı” sorusuna Şeyh Selahhaddin göstererek “işte böyle yapıyordu” dedi bunun üzerine Şah-ı Haznenin oğlu Şeyh Abdulgani dedi ki “bundan sonra bizde öyle yapacağız. Zira Şeyh Abdurrezzak Şeyh Ahmed gibi yapar, bizim de öyle yapmamız gerekir” dedi. Seyda Hz.leri duası bütün Müslümanlar içindi. Zira bir seferinde Seyda Hz. bir gün sabah namazı dışında farz namazların birinde konut duasını okumuş cemaat bunun sebebini sorduğunda Seyda susmuş ancak daha sonra anlaşılmıştır ki o sıra Kıbrıs harbi çıkmış. Seyda Hz.leride onlara duada bulunmuşlardır. Çünkü Müslümanlara isabet eden bela ve musibetin karşısında bu duayı okumak onların muhafazası için mühim bir kalkandı. Ayrıca bu duayı böylesi durumlarda okumakta sünnettir. Seyda’nın her zaman yaptığı dua: “Ya Rabbi bizlere cennette  birbirimizi görmeyi nasip eyle.”
                       Seyda Hz.leri haccını kendi parası ve imkanlarıyla yapmayı tercih eder kimseye yük olmak istemezdi. Hacca gittiği zaman haccı ifradı tercih ederdi. Hac yolunda daima hoşgörü ve hilm üzere hareket eder, oradaki insanlara karşı daima hürmet gösterir elinden geldiği kadar onlara ihsanda bulunurdu. Zemzemi bütün dertlere şifa olması niyetiyle besmele ile ayakta içerdi. Zira zemzemin bütün vücuda yayılması bu şekildeki içişle sağlanmaktadır. Ayrıca bu şekilde içmek sünnettir. Su içişi ise oturarak ve üç nefeste yudumlardı ve suyu emerek içerdi.
                       Seyda Hz.leri gençlik zamanında farz oruçlarından gayri sünnet olan nafile oruçlarını hemen hemen hepsini tutardı. Ömrünün son zamanlarında yalnız iki orucum kalmış, derdi. Bunlardan birisi Tasva Aşure günleri, diğeri ise arefe ve şerefe günleriydi. Zâten diğer günlerde de iki vakit yer, yemeklerden de sulu yemekleri severdi.